Kutu, bir kişinin hem para hem de diğer korkular nedeniyle alabileceği tüm riskleri anlatıyor. Üstelik, bunu yazarın geniş hayal gücü ve çok samimi konuşma diliyle gösterir. Le Gendre, anlatdığı hayat deneyimi ile hem ütopya hem de distopya sunabilir.

“İki hayatımız var ve ikincisi, sadece bir hayatımız olduğunu fark ettiğimizde başlıyor. “Konfüçyüs

Hayat deneyimi

Chanel Kay bir yazardır. Çoğumuz gibi bozulmuş evlilikler, mutsuz evlilikler ve kariyer zorlukları yaşamla ilgili korkuya neden olur. Hala kırklı yaşlarında olmasına rağmen ölme ya da yaşlanma düşüncesiyle tek başına savaşamaz. O günlerde, büyük bir gizlilik anlaşması karşılığında, yüksek değerde teklifle karşı karşıya kalır: Ebedi Gençlik!

Infinite Youth, yaşlanan hücrelerin gelişimini yavaşlatan ve “hayatlarının zirvesinde olan ve uzun süre uyum sağlayacak” kök hücreler üzerinde deneyler yapmayı amaçlayan bir programdır. Kısacası bu program kaçınılmaz yaşlanmaya kesin çözüm sunmaktadır.

 Bazen hepimiz ölmekten ya da Chanel Kay gibi yaşlanmaktan korkarız. Gençliğimizin elimizden düştüğünü seyrederken bir zaman akışının içindeyiz. Bir yanda varlığını inkar edemeyeceğimiz yaşam içgüdüsü, öte yandan hepimize tanıdık bir “yok oluş” korkusu. Ama elbette, hayatın bir gün biteceğini bilerek yaşama mecburiyeti, beraberinde ölüm, yaşlılık korkularını da getirir.

“Sonsuz Gençlik” mümkün olsaydı, onu takip eder miydiniz? Gittiğinizde ne tür bir fedakarlık yapardınız, bu fedakarlığı yapacak cesaretiniz var mı? Üstelik sonuç garantisinin yokluğunda… Belki de yazarın düşünmek istediği sorulardan biri budur.

Kutu teması ve göndermeleriyle Mind Book’u (Momento, 2000) anımsatırken, daha çok The Experiment’i (2010) yansıtıyor. Ayrıca bu kitap Alman filmi “Experiment” (2001) için bir yorum olarak da kabul ediliyor.

Film, insanları konu olarak kullanan psikolojik bir çalışma yürütüyor. Psikolojik gerilim, araştırmaya ikna edilen yirmi altı kişinin yolculuklarını ödenen etkileyici bir katılımla anlatıyor. Ayrıca deneklerle büyük bir gizlilik anlaşması yapıldığından bahs ediliyor.

Her iki film de, psikolog Stanley Milgram tarafından 1961’de yapılan, psikoloji tarihindeki araştırmalardan ilham aldı. Milgram deneyleri olarak bilinen bu araştırmalar o zamandan beri karışık tepkiler aldı.

Milgram’ın bir Nazi subayının yargılanmasını başlangıç ​​noktası alan deneyleri, sıradan insanların kendi vicdanları ve güçleri arasında sıkışıp kaldıklarında itaat etmeye “meyilli” olup olmadıklarını ölçmeye çalışıyor. Staj yapacaklara düzenli ödeme yapmayı vaat ediyor.

Bilim ve etik

En az filmlerdeki sahneler kadar sert olan bu deney dizisinde, deneycilerin yaşadığı kaygı ve travma duyguları nedeniyle bilimsel deneyler hala “etik” kavramı üzerinden tartışılıyor.

Diğer makalelerimiz:

“Evrensel Şarkı”-dünya edebiyyatının dev yapıtlarından

Önceki İçerik“Trajik duygu ütopik siyaset” bu, filozofu yeniden ziyaret ediyor.
Sonraki İçerik“Evrensel Şarkı”-dünya edebiyyatının dev yapıtlarından